Avudex

Yapay Zeka Destekli Akıllı Veritabanı ve İçtihat Bankası

Mahkeme
YARGITAY
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4050
Karar No
2025/3886
Karar Tarihi
22.09.2025
Uzunluk
9.5K karakter

YARGITAY

1. Hukuk Dairesi 2024/4050 E. , 2025/3886 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/307 E., 2024/167 K.

İHBAR OLUNAN : Hazine vekili Avukat ...

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı; kök muris ......'in Pamukova Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/75 Esas, 2008/86 Karar sayılı veraset ilamında tek mirasçı olarak görünen dava dışı dayısı ...’in anılan veraset ilamına dayalı olarak muris ..’ya ait dava konusu 1 89... parsel sayılı taşınmazın adına intikalini sağladığını, ardından da muvazaalı olarak davalı ...'e devrettiğini, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/188 Esas, 2021/53 Karar sayılı kararı ile anılan mirasçılık belgesinin iptal edildiğini ve kendisinin de mirasçı olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı; taşınmazı tapu kaydına güvenerek iyi niyetle ... ...’ten satın aldığını, satış bedelini nakit olarak elden ödediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemenin 04.11.2021 tarih, 2021/67 Esas, 2021/277 Karar sayılı kararı ile; muris .......’in davacı dışında başkaca mirasçıları bulunduğu, davalı kayıt malikinin mirasçı olmayıp terekeye karşı 3. kişi konumda olduğu, bu durumda davacının kendi payı oranında iptal-tescil isteğinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.03.2022 tarih, 2022/76 Esas, 2022/449 Karar sayılı kararı ile; davalının, davacının mirasbırakanı ...'in mirasçılarından olmadığı, dolayısı ile terekeye göre üçüncü kişi konumunda olduğu, Mahkemece yazılı olduğu üzere karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 22.06.2023 tarih, 2022/6949 Esas, 2023/3718 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmaz başında keşif yapılarak Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin belirlenmesi ve belirlenen değer üzerinden eksik harcın tamamlanması için davacıya süre verilmesi, harcın tamamlanması halinde davaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına, sair temyiz itirazının bozma sebebine göre incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacının eldeki dava ile dava dışı mirasçılar bulunmasına rağmen sadece kendi adına tapu iptali ve tescil talebinde bulunduğu, ilk duruşmada da bu talebinde ısrar etmiş olduğu, davada aktif husumet bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, miras payını talep edebileceğini, tescilin yolsuz olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava, ketmi verese hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...’in ölümü ile geride çocukları ..., ... ve 1976 yılında ölen kızı ...’nin çocukları ... ve davacı ...’in mirasçı olarak kaldığı, murisin oğlu ...’in daha sonra bekar ve çocuksuz ölümü ile yukarıda anılan diğer mirasçıların mirasçı olarak kaldıkları, dava konusu 1 89... parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazın 09.08.2012 tarihinde Pamukova Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/ 75... /76 Esas sayılı muris ... ve oğlu ...’e ait veraset ilamları esas alınarak tek mirasçı olarak gözüken ... ..cek’e intikal ettiği, ... ..’in de taşınmazı 09.04.2018 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği, her iki veraset ilamının da Pamukova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/188 Esas, 2021/53 Karar ve 2019/167 Esas, 2020/178 Karar sayılı hasımlı veraset ilamları ile iptal edildiği ve kararların temyiz edilmeksizin kesinleştiği, her iki hasımlı veraset ilamında davacının da mirasçı olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere terekeye ait bir hakla ilgili olarak açılacak davalarda kural olarak; tereke 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 701 ve devam eden maddelerine göre elbirliği mülkiyetine tabi olduğundan yasal istisnalar dışında (örneğin TM Yasası 702/son) tüm mirasçıların birlikte hareket etmeleri veya aynı Yasa'nın 640. maddesine göre terekeye temsilci atanması ve bu yolla davanın yürütülmesi gerekir. Ancak dava, halefiyet esasına göre tereke adına değil de kendi miras payı için açılmış ise tüm mirasçıların onayının alınmasına gerek bulunmamaktadır. (Yargıtay HGK 11.11.2009 T. 2009/1-458 E.N, 2009/498 K.N.) Öte yandan, yargısal uygulamalar ile ketmi verese hukuki nedenine dayalı olarak mirasçı olmayan kişiye karşı dahi pay oranında iptal-tescil istemiyle dava açılabileceği benimsenmiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 13.03.2017 T. 2014/20396 Esas, - 2017/1241 Karar)

Diğer taraftan; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alışverişte bulunmaları, satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda TMK'nın 9 88... , tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise TMK’nın 1023. maddesi ile özel hükümler getirilmiştir. Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip taşınmaz mal edinen kişinin iyiniyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke TMK’nın 1023. maddesinde aynen "Tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddenin 1. fıkrasında "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.

Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse, diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta şeklen iyiniyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim bu görüşten hareketle "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re'sen) nazara alınacağı ilkeleri 08.ll.l99l tarih l990/4 Esas l99l/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında (İBK) kabul edilmiş, bilimsel görüşler de aynı doğrultuda gelişmiştir.

Somut olaya gelince, hasımlı olarak görülüp sonuçlandırılan Pamukova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/188 Esas, 2021/53 Karar ve 2019/167 Esas, 2020/178 Karar sayılı veraset ilamları ile dava konusu taşınmazın intikaline esas mirasçılık belgelerinin iptal edildiği ve davacının muris.....’in mirasçısı olduğu, bir başka ifade ile dava konusu taşınmaz bakımından ketmi verese olgusunun kanıtlandığı açıktır.

Diğer taraftan, taşınmazı yolsuz tescille edinen ... ..’ten satın alan davalının iktisabının iyiniyetle gerçekleşmiş olması halinde Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi hükmünce korunacağında da kuşku yoktur.

Hal böyle olunca; davacının kendi miras payına hasren dava açabileceği ve ketmi verese olgusunun gerçekleştiği gözetilerek yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi ve davalının iyiniyetli olup olmadığı, bir başka ifadeyle Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi isabetsizdir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi Kararları

Yapay zeka destekli arama ile milyonlarca güncel karara anında erişin.

Ücretsiz Hesap Oluştur