Yapay Zeka Destekli Akıllı Veritabanı ve İçtihat Bankası
YARGITAY
2. Hukuk Dairesi 2025/3373 E. , 2025/11106 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/261 E., 2025/645 K.
DAVA TÜRÜ : Tenfiz
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2024/114 E., 2024/410 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından tamamı yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Davacı vekili tarafından İsviçre Arbon Bölge Mahkemesi (Bezirksgericht Arbon)'nin 20.03.2009 tarih ve F2008.109 Esas numaralı kararının 21.04.2009 tarihinde kesinleştiğini, ilamın İsviçre Thurgau Kantonu apostil şerhini havi olduğunu, tenfizi istenen hükmün içeriğindeki yükümlülüklerin aleyhine tenfizi istenen karşı yan tarafından bugüne değin yerine getirilmediğini, işbu kararın nüfus kaydı vb. gibi Türkiye'de gerekli mercilerde icra imkanının sağlanabilmesi için tanınmasını ve tenfizini isteme zaruretinin hasıl olduğunu, İsviçre Arbon Bölge Mahkemesi (Bezirksgericht Arbon)'nin 20.03.2009 tarih ve F2008.109 Esas numaralı kesinleşmiş kararının, tanıma ve tenfizine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
2.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, tenfizi talep edilen yabancı mahkeme ilamının 21.04.2009 tarihinde kesinleştiğini, bu davanın ise, 10 yıl geçtikten sonra 03.09.2019 tarihinde açıldığını, gerek 1 yıllık gerekse 10 yıllık zamanaşımı süreleri dolduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın açılmasında bir hukuki menfaat bulunmadığını, davanın ne amaçla açıldığını bilmediklerini, boşanmanın zaten nüfus kayıtlarında işlendiğini, belirtmek sureti ile, davanın reddini talep ve beyan etmiştir.
3.İlk Derece Mehkemesinin 12.11.2020 tarihli kararı ile, davanın kısmen kabulü ile davacı ... ile davalı ... arasındaki Arbon Bölge Mahkemesinin 20.03.2009 Tarih ve F2008.109 Esas sayılı 21.04.2009 kesinleşme tarihli kararının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 54. maddesi uyarınca tenfizine, davacı vekilinin tanıma yönündeki talebinin kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.
4.Bölge Adliye Mahkemesinin 08.03.2024 tarihli ilk kararı ile, “Davacı vekili tarafından, ilk derece mahkemesinden, İsviçre Arbon Sulh Hukuk Mahkemesinin F2008/109 Karar, 21.04.2009 kesinleşme tarihli kararının tanıma ve tenfizine karar verilmesi talep edilmiştir, Yukarıda da izah edildiği üzere, söz konusu karar, ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ile, tanınmıştır. Davacı vekili tarafından, dava dilekçesinde, söz konusu bu kararın tenfiz taleplerinin hangi konuda istenildiği belirtilmemiştir. Ancak ilk derece mahkemesinin, 28.01.2020 tarihli celsesinde, davacı vekili tarafından, 'karar taraflar arasındaki kesinleşmiş ilamın icrasını gerektiren hususlar ihtiva etmektedir. Ortada tenfiz kararı mevcut değildir, kararın tenfizi de gerekmektedir.' diye beyanda bulunulduğu, dosyada mevcut, yabancı mahkeme ilamının boşanmaya ilişkin kısmının tanınmasına karar verildiği, açılan davanın ise, tenfiz talebine ilişkin olduğu, tenfizi istenen mahkeme ilamında müşterek çocuk ve davacı yararına nafaka ve diğer mali yükümlülüklere hükmedildiği, görülmektedir. Bu durumda, davacı vekiline HMK’nun 31. maddesi gereğince, davaya konu yabancı mahkeme kararının, daha önce boşanma hakkında tanıma kararı verildiği hususu da göz önünde tutularak, ilgili kararın, hangi konuda tenfizinin talep edildiğinin, açıklattırılarak, açıklanan husus uyarınca bir karar verilmesi" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
5.İlk Derece Mahkemesinin son kararı ile, İsviçre Arbon Bölge Mahkemesi(Bezırksgericht Arbon)'nin 20.03.2009 tarih F2008.109 Esas sayılı dosyası nezdinde anlaşmalı olarak boşandıkları, kararın 21.04.2009 tarihinde kesinleştiği, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/173 Esas, 2014/136 Karar sayılı kararı ile tanıma kararı verildiği, kararın 10.04.2014 tarihinde kesinleştiği, yabancı mahkeme kararlarının uygulanması açısından tarih olarak yabancı ilamın kesinleşme tarihinin değerlendirildiği, ilamın icra takibine konulması halinde dahi ilama müstenit takiplerde son işlem tarihinden sonraki 10 yıllık süre içerisinde zamanaşımı hükümlerinin uygulanacağı, davacı tarafça tenfizi talep edilen yabancı mahkeme kararı ile dava tarihi arasında on yıllık zaman aşımı bulunduğu, davacı tarafın açmış bulunduğu davada zamanaşımı nedeniyle uygulanabilirlik açısından herhangi bir hukuki yararın kalmadığı kanaatine varılarak, davacının davasının zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.03.2025 tarihli kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6.Dava; yabancı mahkeme ilamının tanınması ve tenfizine ilişkindir. Yabancı mahkeme kararının tanınmasına karar verilmesi ile yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm etkisi doğururken, tenfizine karar verilmesi ile yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi sağlanacaktır.
7. Zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybında borcu sona erdiren bir hukuk kurumu olmayıp, belirli bir süre talep edilmeyen borçlar bakımından, borçlu kimsenin manevi kişiliğini sürekli olarak tedirgin etmemek amacıyla, belirli süre sonra borcun talep edilmesinin hukuki güvenlik ilkesine aykırı olacağı gerekçesiyle alacaklının, açacağını dava ve yapacağı icra takibi ile sona erdirme imkânını hukuken tanıyan bir yoldur.
8.Somut olayda, davacı tarafından tanınması ve tenfizi talep edilen karar; ortak çocuk yararına ödenmek üzere belirlenen ve belli bir dönem içeresinde irat olarak ödenmesine karar verilen nafaka alacağı ile kadın yararına belli bir dönem içerisinde irat olarak ödenmesine karar verilen bir mali yükümlülüğe ilişkindir.
9.Bu durumda, belirli bir dönem içerisinde süreklilik arz eden irat şeklindeki alacağa ilişkin somut olay açısından, infaz aşamasında dikkate alınabilecek zamanaşımı definin yabancı mahkeme kararıyla ilgili tanıma ve tenfiz davasında tartışılamayacağı açıktır. Hal böyle iken Mahkemece tüm deliller toplanarak 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü ve 58 inci maddeleri şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek tanıma ve tenfiz davasının esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.